Ana Sayfa

Hoş geldin. Umarım burada kendini rahat, özgür ve anlaşılmış hissedersin. Çünkü bu siteyi kuran -veya kurmaya çalışan- kişi olarak söyleyebilirim ki, bahsettiğim hislerin karşıtlarıyla bir mücadele içindeyim. Bu sitenin amacı kendimi daha rahat hissetmek, düşüncelerimi daha özgürce dile getirmek ve anlaşıldığımı, anlaşılmanın dayanılmaz hafifliğini hissedip fark ettirmek.

Peki ben kim miyim? Aşağıdaki butona tıklayarak hakkımda daha fazlası bölümüne ulaşabilirsin.

Son yazılar

işte öyle bir şey^

Yazmak; zor zamanlarımı atlatmamda yardımcım, içimdeki karanlığın dışa vurumu ve genelde depresif ruh halimin yansımasıdır. Dışarıdan inanılmaz neşeli görünsem de içimde inanılmaz kasvetliyimdir. Bu durumu seviyorum çünkü bazen sosyalliğimi bazen üretkenliğimi besliyor Bu halimi fark edişim ergenlik yıllarıma denk geliyor. İçimde sürekli mutsuz olan bir taraf vardı o dönemlerde, beni yazmaya iten yönüm bu depresif…

yaşama gücünüz var mı?*

“Ölüme rağmen yaşamak ve sevmek gerektiğini hissediyordu.” Anna Karenina’da bu sözü söyleyen kişi Lenin. Kiti’ye olan aşkı ve Rusya halkının aksine kilise’ye ve onun öğretilerine inanmayışıyla tanıyoruz Lenin’i. Hayat için heyecanının aşk ve evlilikle artacağını, tamamlanacağını hissediyordu. Gerçekten de bazen ölmeye doğru yaşıyor olduğumuz gerçeğiyle yüzleşiyorum ve kendimi büyük bir anlamsızlığın içinde hissediyorum tıpkı Lenin…

Değişmek ya da Değişmemek^

Kendime yabancılaştığımı hissedip acı çektiğim bir gece, yine bir şeyler karalıyordum günlüğümsü defterime. Günlük demek ne kadar doğru olur bilemiyorum çünkü gün gün neler yaptığımı yazmaktan ziyade içimi döktüğüm genelde huzursuz, depresif anlarımda sığındığım bir yer benim için. Bunu uzun zamandır da yapıyorum. Zannediyorum en eski defterimi yazarken yaşım 11 civarındaydı. Her neyse yazmaya başladım…

Yeni içerik doğrudan gelen kutunuza iletilsin.

İlk kural ruhu endişelerden korumaktır. İkincisi, her şeyle yüzleşmek ve neyin ne olduğunu bilmektir.

Marc

Yorum bırakın