Yazmak; zor zamanlarımı atlatmamda yardımcım, içimdeki karanlığın dışa vurumu ve genelde depresif ruh halimin yansımasıdır. Dışarıdan inanılmaz neşeli görünsem de içimde inanılmaz kasvetliyimdir. Bu durumu seviyorum çünkü bazen sosyalliğimi bazen üretkenliğimi besliyor
Bu halimi fark edişim ergenlik yıllarıma denk geliyor. İçimde sürekli mutsuz olan bir taraf vardı o dönemlerde, beni yazmaya iten yönüm bu depresif yönümdür. Uzun süre yazmıyorsam bilin ki bu ruh halimi tetikleyecek bir olay yaşanmamıştır veya yaşandıysa bile onu dışa vurmak için uygun bir ortam yakalayamamışımdır. Böyle anlatınca kontrol edilebilir, planlı bir durum gibi anlaşılabilir ama tam olarak öyle sayılmaz.
Bunun yanı sıra bir diğer yanım deli dolu, eğlenceli hatta biraz fazla neşeli . Bazen neşem diğer insanların canını sıkar. Ama ne yapabilirim, dizginlemekte zorlanıyorum.
Kardeşim benim tam tersim gibi görünse de bi anlamda, bence o da benim gibi. Neşeli, mizahı iyi kullanır ama aynı zamanda depresiftir. Yalnız, benim neşeli anlarım çoğunluktayken onun depresif anları daha çoğunluktadır. Bu nedenle daha ağır, efendi, oturaklı görünür.

Kasvetli ve depresif ruh hali bir girdap gibi. İçine girdiğinizde çıkmak gerçekten zor. Hüzünlenmekten bazen garip bir zevk alıyorum. Beni derinden etkileyen hatta ağlatan kitaplar okumak örneğin… Bu içimde biriken duyguların dışa çıkması için bir yol gibi, içsel bir boşalım mı desem yoksa rahatlama seansı mı? Şu sıralar Yu Hua’dan Yaşamak’ı okuyorum. Ve anlatmak istediğim durumu bana katbekat yaşattı. Basit bir dille yazılmış, sıradan bir hayatın etkileyiciliği.
Zaman zaman fark ettiğim bir gerçeği hatırlatan bir kitap oldu; yaşamın acılara gebe oluşu. Ve insanın bu acıları kabullenmekten başka çaresinin olmayışı gerçeği.
…İşte öyle bir şey. Hani eski bir resme bakarken, hani yılları sayar da insan…
Benim için de kitap okumak ve bir şeyler yazmak, işte böyle bir şey. Biraz iyileştiriyor, biraz kendime yaklaştırıyor, biraz kabullenişimi kolaylaştırıyor.
Bu arada Yaşamak’ı tavsiye ediyorum. Çok ağladım, evet. Çünkü ana karakter bazen öyle sade anlatıyor ki hayatını; abartmadan, fazla dramatize etmeden. İşte o sıradanlık veya kabulleniş hali insana dokunuyor galiba.
Söyleyeceklerim bu kadar, lütfen okuyun.