Bir çeşit özgür olma çabası^

Ruhumda bir ağırlık var, dedi.

“Garip bir ağırlık, yalnızken daha çok hissettiriyor yükünü. Neden oluyor bilmiyorum. Araştırıyorum bunu. Sanki aslında istediğim bu değil, böyle bir hayat değildi istediğim.

Her ne kadar mutluyum desem de çevremdekilere, genelde değilim. Biliyor musunuz, hayalim bu değildi. Beni hayallerimden vazgeçirdiler. Hayatımın manipülasyonlara en açık döneminde, hayatımın kararını vermemi istemeleri ne saçma ?! Bu konuda içimde, derinlerde de olsa bir pişmanlık seziyorum.

Bir özgürlük savaşı, özgür olma çabası içindeyim. Adına başka şeyler de diyebilirsiniz.”

Bu cümlelerin devamı elbette vardı ve dinlenilmeyi, duyulmayı bekliyorlardı. Gerçekten bunları yazan kişi, özgür olmak mı istiyordu? Yoksa kendini daha da bağımlı hale mi getiriyordu olumsuz duyguların girdabına kapılarak. Belki de hepimiz çoğu kez bu duyguları yaşadık. Benzer veya tamamen farklı olaylara bu tepkileri verdik. “İstediğim hayat bu değildi?” “Bambaşka hayallerim vardı.” “Mutlu değilim.” “Hiçbir şey istediğim gibi değil.”

Aynı düşüncelerle binlerce kez vakit geçirdim. Evet vakit geçirmek diyorum, çünkü o düşünceler benim dostumdu. Onlarla olduğumda; bu hüznü, bu nefreti, bu engellenmişliği ve anlaşılamamazlığı umursamıyordum. Çünkü bunları ben seçmemiştim ki. Bunlar benim değildi.

Bir bakıma, sorumluluk almadığımı fark ettiğimde bazı şeyler değişti içimde. Başkalarını suçluyordum, belki gerçekten suçluydular. Hepsi önemli konular. Ama belli ki asıl önemli olan benim bu duygularla, düşüncelerle ne yaptığımdı. Olumsuz duygular hissettiğimde ne yapıyordum? Kendime kızmak, başarısızlıkla suçlamak, belki de kendimden nefret etmek yaptığım şeylerden birkaçıydı. Bu düşünceleri fark edip onları kabullenmem, çok fazlasının bana zarar verdiğini fark etmem gerekiyordu oysaki. Beni yalnız gecelerimde teselli eden bu düşünceler, duygular aslında dostum değildi, vakit geçirdiğim değil vakit harcadığım, olabileceğim noktaya gitmekte bana engel olan şeylerdi. Çünkü çok fazlaydılar. İçinde kaybolacağım kadar, kendimi unutacağım kadar…

Öyleyse neden oluşuyor bunlar, bana zarar veriyorsa niye varlar? Çok basit. Beynim, bedenimin harekete geçmesini istiyor. Çoğumuz stresin olumsuz özellikte olduğunu düşünüyoruz. Kısmen de doğru bu. Ancak stresin hayatımıza olumlu etkileri de var. Stres bizim harekete geçmemizi sağlıyor. Tamamen rahat olduğumuzu düşünsenize. Olumlu etkileri olan stres ve olumsuz etkileri olan stres arasındaki fark bu duygunun yoğunluğu, dozu aslında.

Her zaman tamamen olumlu olamam. Her zaman çok fazla olumsuz olmamam gerektiği gibi. Hayatımızda eksik şeyler var evet. Bunlardan biri de istediğimiz kadar (olabileceğimizin sınırları içinde) özgür olamamak. Bunu değiştirebiliriz. Harekete geçerek. Belki de, her şeyden önce ihtiyacımız olan şey ‘denge’. Her geceyi bu hayatın istediğim gibi bir hayat olmadığını düşünerek geçirsem ve istediğim hayatın neye benzediğini düşünmezsem, olumluyu hayal etmezsem neler olur?

Gülüyorum, zaman zaman ağladığım gibi.

Eğleniyorum, bazen sıkıntıdan patladığım gibi.

Öfkelenebiliyorum, kimi zaman oldukça sakin kalabildiğim gibi.

Çaresiz hissedebiliyorum, Her şeyi yapabilecekmiş gibi hissedebiliyorum, kaybolmuş gibi veya gerçekten olmak istediğim yerdeymiş gibi. Tüm duygularımla, hepsiyle birlikte…

… ben benim aslında.

Yorum bırakın